Dresden , Hristiyanlık tarihinde Marthin Luther’in öncülüğünde Protestanlığın doğduğu bölge olması bakımından önemli bir kent. Avrupa’daki en önemli kültür başkenti olabilecek kentlerden birisi olarak kabul edilebilir. Tarihi doku çok iyi korunmuş. Mekanlar ve alanlar çok geniş. Yeşil ile tarih iç içe sizi karşılıyor.
Kral August döneminden kalma Zwinger Müzesi, Kadın Kilisesi ,Porselen Müzesi ve büyüleyici bir yapıya sahip olan Pillnitz sarayı şehrin en ünlü simgeleridir. Nefes kesici
güzelligiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri şehre çok farklı bir güzellik katmaktadır.
Almanya’nın yeni eyaletlerinden Saksonya’nın başşehri olan Dresden’e Kuzeyin Floransa’sı denir. Hakikaten bu isme layık olacak şekilde Dresden’de nereye giderseniz gidin, güzel sanatlarla karşılaşırsınız. Elbe nehrinin kenarındaki bu kente "Elbe’nin Floransa’sı" adı da verilmiştir. İtalya’nın ünlü şehri gibi Dresden de çok sayıda dünya çapında sanat eseri koleksiyonları barındırır. Bugüne dek ayakta kalmış olan sayısız muhteşem barok yapı, August döneminin şanını ve ihtişamını taşımaktadır. Avrupa’nın en güzel su saraylarından biri olan Moritzburg, Dresden’den yalnızca 10 km uzaklıktadır. Küçük bir göl kıyısında olan bu sarayın parkında yürüyüş yapabilir ve hayaller kurabilirsiniz.
Yumuşak bir iklime sahip olan Dresden, Barok stili mimarisi ve dünyaca ünlü birçok müze ve sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapar. Bu kent, Berlin, Hamburg ve Köln’den sonra Almanya’nın 4. büyük şehirsel bölgesidir. Avrupa’nın en yeşil şehirlerinden birisi olan Dresden’in %63 ü yeşil alan ve ormanlardan oluşur. Dresden Elbe vadisi dünya mirası kapsamında bir koruma alanıdır. Saksonya Krallarının ikametgahı olan Dresden yüzyıllar içinde oluşan kültürel ve sanatsal ihtişamı ile uzun bir geçmişe sahiptir. 1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesinin ardından Dresden, Almanya’nın doğu bölgesinin kültürel, politik ve ekonomik merkezi haline gelmiştir. Dresden’in çevresiyle birlikte nüfusu yaklaşık 1.250.000 kadardır. Şehir merkezinde ise 500 bin kişi yaşar.
Dresden ekonomisine yön veren üç ana sektör vardır. Bunlar yarı iletken endüstrisi, eczacılık sektörü ve mekanik-elektrik mühendisliği sektörüdür. Ayrıca kültürel miras turizmi, Dresden’deki 87 otelle ekonomide önemli yer tutan bir başka alandır. Kent, yüksek öğretimde de oldukça iyi bir yere sahiptir.1828 yılında kurulan Dresden Teknik Üniversitesinin 35.000 öğrencisi vardır. Bu üniversite halen Almanya’da en fazla öğrenciye sahip teknik üniversitedir.
Şehir II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde (13-14 Şubat) bombalanmıştır. Bütün savaş boyunca açık şehir olmasına ve bir tek saldırı almamasına rağmen savaşın sona ermesi ve Almanya'nın teslim olması için müttefik devletlerin bir taktiği olarak bombalanmıştır. Bombardımanda yaklaşık 135 bin kişi ölmüştür. Bu rakam Japonya'ya atılan atom bombasının neden olduğu ölüm sayısının yaklaşık iki katıdır. Dresden Bombardımanı, Almanya'nın Dresden şehrinin 13 Şubat ile 15 Şubat 1945 arasında Amerikan Hava Kuvvetleri ve Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması, II. Dünya Savaşı'nın tartışmalı olaylardan biridir.
II. Dünya Savaşının sonuna varılıyordu. Müttefiklerin genel komutanlığı, Rus birliklerinin doğudan ilerleyişini kolaylaştırmak amacıyla, Alman stratejik ve lojistik bölgelerini bombalamak ve Alman kuvvetlerine ikinci bir sorun vermek istiyordu. Bunu gerçekleştirmek üzere, hedefler seçildi. Hedefler arasında Berlin ve etrafındaki askeri muhimmat fabrikları dışında pek stratejik önemi olmayan tarihi Dresden şehri de vardı.
13 Şubat'ta başlayan saldırı, 15 Şubat'a kadar devam etti. Saldırı sona erdiğinde, Dresden tamamen yerle bir olmamıştı. Ancak, müttefiklerin kullandığı bombalar arasında Fosfor bombası da bulunmaktaydı. Bu yüzden, Dresden şehri bombalanma sona erdikten sonra günlerce yandı ve tahrip edildi. 28,410 binadan 24,866'sı yok oldu. Ayrıca, insan zayiatı da inanılmazdı. Düşük tahminlere göre 35,000, yüksek tahminlere göre ise zayiatlar 135,000'i aşıyordu. Dresden tarih Komisyonu'nun 5 yıl boyunca arşivlerde, mezarlıklarda ve resmi belgelerde yaptığı araştırmanın raporunu 2010 Mart ayında yayınladı. Komisyonun raporuna göre ölü sayısının 25.000'den fazla olduğu açıklandı.
22 Nisan 2010 tarihinde gittiğim Avrupa gezisi sırasında bir günümü geçirdiğin Dresden hakikaten görülmesi gereken bir kent. Almanya’nın diğer bölgelerini görme imkanım olmadı. Ancak burası Doğu Almanya’dan geriye kalan ve çok iyi korunmuş, iyi restore edilmiş kentlerden birisi olarak kabul edilebilir.
Gezinin diğer bölümleri olan “Hayal Şehri Prag”, “Kaplıca Şehri Karlov Vary” ve Avusturya’nın ve Avrupa’nın Kültür Başkenti Viyana” hakkındaki izlenimlerimi gelecek yazılarımda aktarmaya çalışacağım. Sağlık ve huzurla kalın!